Nefsi Müdafaa (Meşru Müdafaa) Davası Savunma

Nefsi Müdafaa (Meşru Müdafaa) Savunması Nasıl Yapılır?
Türk Ceza Hukuku Açısından Akademik İnceleme
1. Giriş
Türk Ceza Hukuku’nda nefsi müdafaa (meşru müdafaa), hukuka uygunluk nedenlerinden biri olarak düzenlenmiş olup, saldırıya uğrayan bireyin ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran önemli bir kurumdur. Nefsi müdafaa, hem bireyin temel hak ve özgürlüklerini koruma altına alan bir güvence aracı, hem de toplumsal barışın sağlanması yönünden vazgeçilmez bir hukuk müessesesidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 25. maddesi bu hususu açıkça düzenlemektedir.
2. Hukuki Dayanak
Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesi şöyledir:
Madde 25 – (1) Gerek kendisine gerek başkasına yönelmiş haksız bir saldırıyı defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Bu hüküm, nefsi müdafaanın üç temel unsurunu ortaya koymaktadır:
-
Haksız bir saldırının bulunması,
-
Saldırının def edilmesinin zorunlu olması,
-
Müdafaa fiilinin saldırı ile orantılı olması.
3. Nefsi Müdafaanın Unsurları
3.1. Haksız Saldırı
Meşru müdafaa için öncelikle varlığı zorunlu olan unsur, haksız bir saldırıdır. Bu saldırı:
-
Hukuka aykırı olmalıdır.
-
Failin veya bir başkasının hakkına yönelmiş olmalıdır.
-
Gerçek ve yakın bir tehlike içermelidir.
-
Devam eden veya gerçekleşmesi çok yakın bir saldırı olmalıdır (ani ve güncel).
Yalnızca varsayıma dayanan, soyut tehditler nefsi müdafaa hükümlerinin uygulanmasına elverişli değildir. Saldırının henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesi kesin ve yakın ise yine nefsi müdafaa hükümleri işletilebilir.
3.2. Saldırının Defedilme Zorunluluğu
Meşru müdafaa savunması yapılabilmesi için saldırının başka bir yöntemle bertaraf edilmesinin mümkün olmaması gerekir. Müdafaa fiili, saldırıyı etkisiz hale getirmek için tek çıkar yol olmalıdır.
Örneğin, saldırıdan kaçmak mümkünken saldırganı öldürmek nefsi müdafaa kapsamında değerlendirilemez. Ancak saldırganın fiili ani ve kaçınılmazsa, birey savunma hakkını ölümcül yöntemlerle dahi kullanabilir.
3.3. Orantılılık İlkesi
Nefsi müdafaa fiilinin saldırıyla orantılı olması esastır. Savunma, saldırıyı etkisiz kılacak ölçüde olmalı; saldırının boyutunu aşmamalıdır. Bu nedenle:
-
Hayata kast eden bir saldırıya karşı ölümcül kuvvet kullanılabilir.
-
Basit yaralama tehdidine karşı öldürücü savunma orantısız sayılır.
Orantılılık değerlendirilirken olayın anlık gelişimi, failin psikolojik durumu, panik hali ve saldırının şiddeti göz önünde bulundurulur.
4. Nefsi Müdafaa Sayılan Durumlar
Yargıtay kararlarında ve öğretide nefsi müdafaa kapsamında değerlendirilen bazı örnek durumlar şunlardır:
-
Silahlı saldırıya uğrayan kişinin silahla karşılık vermesi,
-
Bıçakla üzerine gelen saldırganı etkisiz hale getirme çabası,
-
Başkasına yönelmiş bir saldırıya fiziksel müdahale ile engel olunması,
-
Evine izinsiz ve zorla giren kişiyi etkisiz hale getirme.
5. Nefsi Müdafaanın Sınırının Aşılması
Türk Ceza Kanunu’nun 27. maddesi, meşru müdafaa sınırının heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması halinde kişiye ceza verilmemesini veya indirim yapılmasını öngörür. Buna göre:
Madde 27 – (1) Meşru savunmanın sınırlarının heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması halinde, faile ceza verilmez.
Bu düzenleme, failin içinde bulunduğu psikolojik durumun göz önüne alınmasını sağlayarak, ceza adaletine katkıda bulunur.
6. Nefsi Müdafaa Savunmasının Uygulamada İleri Sürülmesi
6.1. Savunmanın Mahiyeti
Ceza yargılamasında nefsi müdafaa bir hukuka uygunluk nedeni olarak ileri sürülür. Sanık, olayın tüm koşullarını ayrıntılı biçimde anlatmalı ve:
-
Saldırının varlığını,
-
Savunmanın zorunlu olduğunu,
-
Müdafaa fiilinin orantılı olduğunu ortaya koymalıdır.
6.2. Delillendirme
Nefsi müdafaa savunmasında mahkemenin kanaatini etkileyecek delillerin sunulması önemlidir. Bu deliller arasında:
-
Kamera kayıtları,
-
Tanık ifadeleri,
-
Olay yeri raporları,
-
Adli tıp raporları yer alabilir.
Delillerin yokluğu veya çelişkili beyanlar, savunmanın reddine yol açabilir. Bu nedenle avukatın teknik ve titiz bir savunma hazırlığı yapması gereklidir.
6.3. Yargıtay’ın Değerlendirme Kriterleri
Yargıtay, nefsi müdafaa savunmasını değerlendirirken şu hususları dikkate almaktadır:
-
Saldırının gerçekten mevcut ve haksız olup olmadığı,
-
Savunmanın zorunluluğu,
-
Müdahale biçiminin saldırıyla orantılılığı,
-
Failin psikolojik durumu.
7. Nefsi Müdafaa ile Karıştırılan Durumlar
Bazı eylemler yanlışlıkla nefsi müdafaa kapsamına sokulabilir. Bunlar arasında:
-
Önleyici saldırılar (karşı taraf daha harekete geçmeden yapılan müdahale),
-
İntikam saikiyle yapılan eylemler,
-
Profesyonel dövüşler veya kavgalar yer alır.
Bu tür durumlarda nefsi müdafaa savunması yapılamaz, çünkü hukuka uygunluk nedeni oluşmamıştır.
Nefsi müdafaa, bireyin meşru hakkını savunması bakımından Türk Ceza Hukuku’nun en temel ve korunmaya değer kurumlarından biridir. Ancak bu savunmanın kabulü için kanunda öngörülen unsurların eksiksiz biçimde bulunması gerekir. Her olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Savunma yapan kişinin saldırı altında olması, müdahalenin kaçınılmaz ve orantılı olması; adaletin tesisi açısından titizlikle araştırılmalıdır. Ceza avukatları tarafından yapılacak etkili bir nefsi müdafaa savunması, delillerle desteklenerek mahkeme huzurunda bilimsel bir argümantasyonla sunulmalıdır.
Makaleler | Avukat Uğur Azap Antalya Hukuk Ofisi
-
Konutu Terk Etmeme (Ev Hapsi) Tedbiri Nedir?GirişCeza muhakemesi hukukunda, şüpheli veya sanığın yargılama sürecinde adaleti engellememesi, delilleri karartmaması veya kaçmaması için uygulanan koruma tedbirleri arasında konutu terk etmeme tedbiri günümüzde sıklıkla başvurulan bir yöntem haline gelmiştir. Kamuoyunda "ev hapsi" olarak da bilinen bu tedbir, bireyin ceza infaz kurumu yerine kendi... +Devamını oku
-
Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucuMADDE 5(1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.(2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.Görevsizlik kararı verilemeyecek hâlMADDE 6(1) İddianamenin... +Devamını oku
-
Hayasızca hareketlerMadde 225- (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-
Cinsel Dokunulmazlığa Karşı SuçlarCinsel saldırıTCK Madde 102- (Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.)(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiilin vücuda organ veya sair... +Devamını oku
-
Nüfuz ticareti Madde 255- (Değişik: 2/7/2012-6352/89 md.)(1) Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kişinin kamu görevlisi olması... +Devamını oku
-
Hırsızlık Suçu (TCK 141-147)1. Hırsızlık Suçunun Tanımı ve Hukuki DayanağıHırsızlık suçu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 141. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun maddesine göre, "Başkasına ait olan taşınabilir bir malı, sahibinin rızası olmadan kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla alan kişi, hırsızlık suçunu işlemiş olur."2. Hırsızlık Suçunun UnsurlarıHırsızlık suçunun oluşabilmesi için... +Devamını oku