Cinsel Saldırı Suçları

Türk Ceza Kanunu’nda Cinsel Saldırı Suçu (TCK m. 102) Kapsamında Ceza Sorumluluğu: Normatif ve Uygulamalı Bir Değerlendirme
Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi, cinsel saldırı suçunu düzenleyerek bireylerin cinsel dokunulmazlıklarını koruma altına almayı amaçlamaktadır. Cinsel saldırı, failin mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal ederek onun cinsel özgürlüğüne karşı gerçekleştirdiği fiillerle oluşur. Madde, cinsel saldırı suçunu iki dereceye ayırır: basit (birinci fıkra) ve nitelikli (ikinci fıkra) cinsel saldırı. Basit cinsel saldırı, cinsel davranışlarla mağdurun vücut dokunulmazlığının ihlali ile oluşur, ancak cinsel ilişkiye varmayan fiilleri kapsar.
Nitelikli cinsel saldırı ise failin mağdurla rızası dışında cinsel ilişkiye girmesiyle oluşur ve halk arasında bu fiil genellikle “tecavüz” olarak adlandırılır. Bu durumda fail hakkında verilen ceza alt sınırı on iki yıl hapis cezasıdır (TCK m. 102/2). Suçun nitelikli hâlleri TCK m. 102/3’te sayılmış olup, suçun silahla, birden fazla kişiyle birlikte, kamu görevinin veya hısımlığın verdiği nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi gibi hâllerde cezanın artırılması öngörülmüştür. Mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması da ağırlaştırıcı nedendir.
Cinsel saldırı suçunun oluşması için mağdurun rızasının bulunmaması temel unsurdur. Rızanın olup olmadığı, olayın tüm koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir ve bu konuda yargı içtihatları önem taşır. Failin kastı, cinsel davranışla mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal etme yönünde olmalıdır; olası kast yeterli değildir. Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.
Suçun mağduru kadın veya erkek olabilir; TCK bu suçta cinsiyet ayrımı yapmaksızın tüm bireyleri koruma altına alır. Suçun soruşturulması ve kovuşturulması re’sen yapılır, yani şikâyete tabi değildir. Ancak çocuklara veya zihinsel engellilere yönelik fiillerde TCK m. 103 veya m. 104’ün uygulanması gerekir.
Cinsel saldırı suçu nedeniyle verilen cezalar, failin kişiliği, mağdur üzerindeki etkisi ve suçun işleniş şekli dikkate alınarak bireyselleştirilir. Yargıtay kararlarında, özellikle rıza ile zorlama ayrımının açık şekilde ortaya konulması gerektiği vurgulanmaktadır. Zira rızanın varlığına ilişkin savunmalar, mağdurun psikolojik durumu ve olayın gelişim süreci ile birlikte değerlendirilmektedir.
Ayrıca suçun mağdurun bedeninde iz bırakıp bırakmadığı veya tanık delilinin olup olmaması, fiilin varlığı açısından tek başına belirleyici değildir. Cinsel saldırı suçunda, mağdur beyanı çoğu zaman en güçlü delil olarak kabul edilmektedir; ancak bu beyanın tutarlılığı ve destekleyici diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Cinsel saldırıya uğrayan mağdurların korunması amacıyla Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında gizli duruşma, tanık koruma ve mağdur destek hizmetleri gibi özel koruma tedbirleri de uygulanabilmektedir. Ayrıca fail hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde, TCK m. 53 gereğince belirli haklardan yoksun bırakma gibi ek güvenlik tedbirleri de uygulanabilir.
Ceza hukukunda cinsel saldırı suçunun hem caydırıcı hem de mağduru onarıcı yönü dikkate alınarak cezaların belirlenmesi gerekir. TCK m. 102, bireylerin cinsel özgürlüklerinin güvence altına alınması ve toplumda cinsel şiddetin önlenmesi açısından temel bir normatif işlev görmektedir. Bu bağlamda, hukukun hem failin cezalandırılmasını hem de mağdurun onarılmasını sağlamak gibi ikili bir misyonu bulunmaktadır.
Sonuç olarak, cinsel saldırı suçu Türk ceza hukukunda insan onurunu ve cinsel bütünlüğü merkeze alan, ağır yaptırımlar içeren ve hassas yargılamalar gerektiren bir suç tipidir. Toplumsal bilinçlenme, yargı içtihatlarının tutarlılığı ve mağdur haklarına duyarlılık, bu suçun etkin biçimde cezalandırılmasında büyük rol oynamaktadır.
Makaleler | Avukat Uğur Azap Antalya Hukuk Ofisi
-
Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesiMadde 88(1) Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.Taksirle yaralamaMadde 89(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin... +Devamını oku
-
Yabancı devlet temsilcilerine karşı suçCeza kanunu Madde 342- (1) Türkiye Cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlar bakımından, kamu görevlisi kabul... +Devamını oku
-
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlaliMadde 233- (1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan... +Devamını oku
-
Şerefe Karşı Suçlar Türk Ceza KanunuHakaretTCK Madde 125(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...)50 veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç... +Devamını oku
-
Hükümlü veya tutuklunun kaçmasıMadde 292- (1) Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(2) Bu suçun, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(3) Bu suçun, silahlı olarak ya da birden çok tutuklu veya... +Devamını oku
-
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanmaMadde 219- (1) İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve Devlet kanunlarını ve hükümet icraatını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır veya bunlardan birine hükmolunabilir.(2) Yukarıdaki fıkrada gösterilen kimselerden biri... +Devamını oku