Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Esas: 2018/240 ve Karar: 2020/43 vermiş olduğu karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/240 Esas 2020/43 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu

Esas No: 2018/240

Karar No: 2020/43

Karar Tarihi: 21.01.2020

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/240 Esas 2020/43 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2018/240 E.  ,  2020/43 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “sözleşmenin feshi, tapu iptal ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü.

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili 12.03.2008 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... arasında 16.05.1992 tarihli adi yazılı “Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” başlıklı sözleşme ile müvekkilinin maliki bulunduğu 1121 Ada 18 Parsel sayılı taşınmaz üzerindeki inşaat yapımının davalı ... tarafından üstlenildiğini, müvekkilinin bu sözleşmeye dayanarak taşınmazdaki hissesini davalı ...’a devir ve temlik ettiğini, karşılığında da davalı yüklenicinin binayı anahtar teslimi olarak müvekkiline teslim etmeyi taahhüt ettiğini, davalı yüklenicinin hisseli olan dava konusu taşınmaz üzerinde sözleşme gereğince edimini ifa etmediğini, binanın ruhsatının bulunmadığını, 3194 sayılı İmar Kanunu’na aykırı olarak kaçak yapı oluşturulduğunu, davalı yüklenicinin inşaatı yarım bıraktığı gibi diğer davalılara da taşınmazdan hisseler verdiğini, davalıların bir kısmının sadece hissesi olup karşılığında bağımsız bölümü dahi olmadığını, bu davalılar tarafından izaleyi şuyu davası açıldığını ve taşınmazın tümünün satış işlemlerine başlanıldığını, davalının geçersiz akit ile müvekkilden devir aldığı hissesinin ve yine yüklenicinin edimine halef olan yükleniciden pay alan diğer davalıların hiçbir şekilde iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceğini, yükleniciden pay alan diğer davalıların söz konusu payı hak edebilmelerinin yüklenicinin edimini sözleşme gereğince ifası koşuluna bağlı olduğunu ileri sürerek 16.05.1992 tarihli sözleşmenin feshine, davalı müteahhidin sözleşme edimlerini yerine getirmeden diğer davalılara devretmiş olduğu payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:

5.1. Davalı ... 02.03.2009 tarihli cevap dilekçesinde; sağlık sorunları ve maddi sıkıntılar sebebiyle inşaatı tamamlayamadığını, kendisinden daire alanların tümünün parasını iade etmesine rağmen yazılı bir belge vermedikleri gibi tapularını da iade etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

5.2. Davalı ... vekili 20.10.2008 havale tarihli cevap dilekçesinde; davacının amacının açılan izaleyi şüyu davası ile kıymet takdiri sonucu yapılacak olan satışı engellemek olduğunu, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gerekli olan şekil şartlarını taşımadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.

5.3. Davalı ... vekili 05.11.2009 havale tarihli davaya ve bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde; yapıldığı belirtilen adi yazılı sözleşme tarihinde davacının dava konusu taşınmazda hissesinin bulunmadığını ve malik sıfatının olmadığını, davacının 1121 Ada 18 parsel sayılı taşınmazdaki 602/2400 hisseyi satış yoluyla 27.09.2000 tarihinde edindiğini, sözleşmenin şekil şartlarını taşımadığından geçersiz olduğunu, davacının amacının Bakırköy 9. İcra Dairesinin yapacağı satışı engellemek olduğunu, tapuya verilmiş bir şerh bulunmadığından davacının iyiniyetli hareket ettiğinden bahsedilemeyeceğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 1023. maddesi gereğince dava dışı İdris Bayır’dan satış yoluyla iktisap edilen ayni hakkın iptalini ve davacı adına tescilini talep etmenin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

5.4. Davalı ... duruşmadaki beyanında davanın reddini savunmuştur.

5.5. Diğer davalılar usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamış ve duruşmalara katılmamıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.06.2010 tarihli ve 2008/87 E.,2010/188 K. sayılı kararı ile; alınan bilirkişi raporuna göre 16.05.1992 tarihli sözleşmeye istinaden yapı yapan müteahhit ...’ın projesiz, ruhsatsız, işlemsiz, kaçak bina yaparak istisna akdinin gereğini yerine getirmediği, tamamı kaçak olan binanın herhangi bir ekonomik değerinin bulunmadığı, sözleşmenin feshinin bu nedenle kabulünün gerektiği, davacının bir talebinin de; davalı ...’ın edimini yerine getirmeden kendisine devredilen ve diğer davalılara devrettiği hisselerin iptaline ilişkin olduğu, müteahhitten hisse alan kişilerin TMK’nın 2 ve 3. maddesindeki unsurları özellikle aramasının gerektiği, müteahhidin edimini yerine getirip getirmeyeceği hususunu öngörebilmeleri gerektiğinden, bu davalılar yönünden davanın kabulünün gerektiği, davalı ... ve ... açısından yapılan incelemede ise, celp edilen resmî akit tablolarında bu iki kişinin dava dışı İdris Bayır isimli kişiden hisse aldıkları anlaşıldığından TMK’nın 2, 3 ve 1023. maddesinin bu davalılar lehine oluştuğu, mahkemenin benzer bir dosyasında, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 20.07.2006 tarihli ve 2006/3461 E., 2006/4647 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, bu iki davalıyla ilgili açılan davanın ispat edilememesi nedeniyle reddi gerektiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne; 16.05.1992 tarihli harici daire karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine, davacının ... ve ... aleyhlerine açmış olduğu davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden açılan tapu iptal ve tescil istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:

7. Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 23. Hukuk Dairesince 09.05.2012 tarihli ve 2012/1909 E.,2012/3453 K. sayılı kararı ile;

“…1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ..."ün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2) Davacının temyiz itirazlarına gelince;

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan tapu paylarına hak kazanabilmesi için inşaatı sözleşmesine, plan ve projesi ile imar mevzuatına uygun bir şekilde tamamlaması gerekir. Dava konusu uyuşmazlıkta ise sözleşme konusu inşaatın kaçak ve ruhsatsız olduğu ve yasal hâle getirilmesinin de mümkün bulunmadığı saptanmış bulunmaktadır. Belirtilen yasal sebeple yüklenicinin herhangi bir tapu devrine hak kazandığından bahsedilebilmesi mümkün değildir. İnşaatın devamı sırasında yükleniciye devredilen tapu payları ise avans niteliğinde olup, inşaatın kaçak olması sebebiyle daha önce tapuda yapılan pay devirlerinin haklı bir dayanağı kalmamıştır. Yükleniciden pay devralan üçüncü kişiler de, tapu devirlerinin inşaatın usulüne uygun biçimde gerçekleşmesi halinde geçerlilik kazanacağını bilmeleri gerektiğinden iyiniyetli olduklarını ileri süremezler. Bu durumda mahkemece, tapuda yükleniciden kayden pay temlik alan davalılar ... ve ..."e ait 4/120"er tapu paylarının da iptaline karar verilmesi gerekirken bu davalılara yönelik tescil isteminin reddi doğru olmamış, hükmün belirtilen sebeple bozulması uygun bulunmuştur…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. Dosya kendisine gönderilen Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.07.2014 tarihli ve 2014/225 E.,2014/355 K. sayılı kararı ile; Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin benzer bir olayda vermiş olduğu 20/07/2006 tarihli ve 2006/3461 E., 2006/4647 K. sayılı kararında müteahhit olan tarafın değil bunun dışında hisse satın alan kişilerin TMK 2 ve 3. maddeleri gereğince iyi niyetli sayıldığı, ayrıca bu kişilerin TMK’nın 1023. maddesi gereğince tapunun alenilik ilkesine güvenerek işbu dosyanın taraflarından olmayan İdris Bayır’dan hisse aldıkları, İdris Bayır’ın satın aldığı tarih ile sattığı tarih arasında 2 yıl kadar süre geçtiği, bu iki davalının iyi niyetli oldukları kabul edilerek önceki karar da direnilmesine, diğer davalılar ile ilgili verilen önceki karar zımnen kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca edimini yerine getirmeyen ve kaçak inşaat yapan yüklenicinin, arsa payını sattığı dava dışı kişiden pay temlik alan davalılar ... ve ... lehine TMK’nın 2, 3, 1023. maddelerinin uygulanma imkânı bulunup bulunmadığı, burada varılacak sonuca göre bu davalılara ait 4/120"er tapu paylarının iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. Dava, sözleşmenin feshi ile tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

13. Arsa payı karşılığı kat yapım sözleşmeleri, inşaat sözleşmelerinin bir türüdür. Bu sözleşmelerde genel olarak, müteahhit (yüklenici) kendi malzemesi ile yapacağı inşaattan bir bölümü arsa sahibine vermeyi yükümlenmesine karşılık, arsa sahibi de üzerinde inşaat yapılacak arsanın belli bir payını tapuda müteahhit adına intikal ettirmeyi taahhüt eder. Bu suretle, müteahhidin yapıp teslim edeceği daireler ve bağımsız bölümlerin bedel olarak karşılığı, arsa üzerinden verilecek pay ile aynî olarak ödenmektedir. Bu tür sözleşmelerde, müteahhidin arsa sahibine vereceği bağımsız bölüm veya bölümler, arsa sahibince tahsis edilecek arsa üzerinde yapılacak inşaattan olabileceği gibi, müteahhidin (yüklenicinin) bir başka yerdeki inşaatından da olabilir. Sözleşme bu özelliğine göre, müteahhit (yüklenici) yönünden inşaat yapmak yükümlülüğü, arsa sahibi yönünden ise, tapuda pay geçirim taahhüdünü içerdiğinden, inşaat yapma ve satış vaadi olarak karmaşık, iki tipli bir nitelik taşımaktadır (Kostakoğlu, C.:İçtihatlı İnşaat Hukuku ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri, İstanbul, 2011, s.61).

14. Karma nitelik taşıyan arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde arsa sahibi taşınmazdaki bir bölümün mülkiyetini yükleniciye geçirmek vaadinde bulunduğundan bu sözleşmenin resmî şekilde yapılması davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut uyuşmazlık bakımından dikkate alınması gereken 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun (BK) 213, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706, Noterlik Kanunu"nun 60 ve 89.,Tapu Kanunu"nun 26. maddeleri gereğince geçerlilik koşuludur. Ancak,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 E., 1988/2 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, bazı istisna hâllerin gerçekleşmesi durumunda, TMK’nın 2. maddesi gereğince zorunlu şekil koşuluna uygun şekilde yapılmayan kat karşılığı inşaat sözleşmesi de tarafları bağlayıcı nitelikte olabilmektedir. Öngörülen bu şekle uymaksızın imzalanan sözleşmelerin sonradan geçerlilik kazanması için ya tapuda pay devrinin yapılmış olması ya da ifanın tamamlanmış olması gerekir. Yine, şekil bakımından geçersiz olan bir kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yapılan karşılıklı ve kısmi ifada da tarafların yaptıkları sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir.

15. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, tapulu taşınmazın veya tapulu taşınmaz payının devrini içermesi nedeniyle karşı tarafın kabulü yoksa tek taraflı olarak feshedilemez; feshe hâkim karar verir (Yavuz, N: Türk Borçlar Kanunu’na Göre Eser Ve Hizmet Sözleşmeleri, Ankara, 2011, s. 731).

16. Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse, iyi niyetten maksat "hakkın doğumuna engel olacak bir hususun, hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir". Belirtilen ilke, TMK’nın 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddede; "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır (Yavuz, s.775). Söz konusu kişinin gerçekten iyiniyetli olması sözleşme yaptığı tapu malikinin gerçek hak sahibi olduğuna inanması kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen gerçek hak sahibi olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesinin imkânsız olması gerekir. Bu görüşten hareketle kötü niyet iddiasının defi değil itiraz olduğu, her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece resen nazara alınacağı gerek 08.10.1991 tarihli ve 1990/4 E. 1991/13 K. sayılı inançları birleştirme kararında ve gerekse bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmiş, benimsenen bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.05.2001 tarihli ve 2001/1-422 E., 2001/434 K. sayılı kararında da kapsamlı olarak açıklanmıştır.

17. Kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre inşaat yapan müteahhidin, yaptığı işin karşılığı olan arsa payını, BK’nın 364. maddesi hükmü doğrultusunda, kural olarak arsa sahibine verilmesi gereken dairelerin teslimi anında talep hakkı doğar. Ancak taraflar yasa hükmünün aksine, arsa payının devrine ilişkin özel koşullar kararlaştırabilir. Örneğin, üzerinde inşaat yapılacak arsanın müteahhide verilmesi öngörülen payının, peşinen devri kabul edilebileceği gibi, müteahhide isabet edecek bağımsız bölümlerin kat irtifaklı arsa paylarını, inşaatın belirli aşamalarında devri de kararlaştırılabilir (Kostakoğlu, s.927). İnşaatın tamamlanmasından önce müteahhide pay devri yapılması, inşaat yapımı sırasında müteahhide gerekli olan sermayenin sağlanarak işin bir an önce bitirilmesi amacını gütmektedir. Peşinen tapuda yapılan bu pay devri bir nevi avans niteliğindedir.

18. Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri karşılıklı edimler içerdiğinden, yüklenicinin peşinen kendisine devredilen tapuya hak kazanabilmesi için sözleşmede açık bir hüküm bulunmadıkça kendi edimini yüklendiği özen borcu uyarınca kanuna, sözleşme hükümlerine fen ve sanat kurallarına uygun olarak ifa etmiş olması gerekmektedir. Eş söyleyişle yüklenici edimini tam olarak yerine getirdiğinde, kendi adına düşen bağımsız bölümlerin tescilini isteyebilecektir.Yükleniciden pay satın alan üçüncü kişiler de yüklenicinin halefi olduklarından ancak, yüklenici edimi tam olarak yerine getirip tapuyu almaya hak kazandığı takdirde hak sahibi olacaklardır. Nitekim yüklenici edimini yerine getirmediği takdirde arsa sahibine sözleşmenin feshi ile devredilen tapunun iptalini isteme hakkı doğmaktadır. Zira ani edimli türden olan eser sözleşmeleri kural olarak geriye etkili olarak sonuç doğurmaktadır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 25.01.1984 tarihli ve 1983/3 E., 1984/1 K. sayılı kararında da kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin kendi kusuruyla işi muayyen bir zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi hâlinde, uyuşmazlığın kural olarak BK’nın 106-108. maddeleri gereğince çözümlenmesi gerektiği, ancak olayın niteliği ve özelliği haklı gösteriyorsa TMK’nın 2. maddesi uyarınca sözleşmenin ileriye etkili sonuç doğuracağına karar vermek gerektiği belirtilmiştir).

19. İnşaatın kısa sürede tamamlanması amacıyla inşaatın başında bu sözleşme uyarınca tapuda devir yapılmasına rağmen, yüklenici edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeden dönüldüğünde artık tapuda yapılan devrin sebebi ortadan kalkacak ve kayıt yolsuz tescile dönüşecektir. Avans niteliğindeki bu paylar, yüklenici temerrüde düştüğünde arsa sahibi tarafından geri istenebilir ve yüklenici ile bağımsız bölüm almak üzere sözleşme yapan üçüncü kişiler, tapuda yapılan devre rağmen bu payları arsa sahibine iade etmek zorundadır. Bu durumda üçüncü kişiler için TMK’nın 1023. maddesi uygulanamaz. Zira üçüncü kişiler yüklenicinin halefidir. Bu sözleşmenin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden yapıldığını, yüklenici inşaatı tamamladığında bağımsız bölümü alabileceğini bilirler veya bilmeleri gerekir. Bu sebeple TMK’nın 1023 hükmünün uygulanması için aranan iyiniyet şartı, üçüncü kişi açısından gerçekleşmez Nitekim Anayasa Mahkemesi 2014/12321 başvuru numaralı ve 20.07.2017 tarihli kararında da bu durumda yükleniciden tapuda devir suretiyle pay alan üçüncü kişilerin mülkiyet haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

20. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı yüklenici ... arasında 16.05.1992 tarihli adi yazılı daire karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Varlığı inkâr edilmeyen bu sözleşme gereğince davacının taşınmazdaki hissesi davalı yükleniciye 17.10.1994 tarihinde devir ve temlik edilerek sözleşme geçerli ve tarafları bağlayıcı hâle gelmiştir. Yüklenici tarafından taşınmaz üzerindeki paylar yapılan sözleşmeye özgülenerek üçüncü kişi olan davalılara devredilmiştir. Davacı tarafça yüklenicinin kaçak, ruhsatsız yapı yaptığı ve inşaatı yarım bıraktığı öne sürülerek sözleşmenin geriye etkili olarak feshi ve devredilen payların iptali talep edilmiş olup davalı yüklenici, rahatsızlığı sebebiyle inşaatı yarım bıraktığını belirtmiş, sözleşme konusu inşaatın kaçak, ruhsatsız olduğu ve yasal hâle getirilmesinin de mümkün bulunmadığı, ekonomik değerinin de bulunmadığı saptanmıştır. Yerel mahkemece, yüklenici edimini yerine getirmediğinden sözleşmenin feshinin gerektiği, yükleniciden pay alan üçüncü kişilerin yüklenicinin edimini yerine getirip getiremeyeceğini öngörmeleri gerektiğinden bu davalılar hakkında TMK’nın 1023. maddesine dayanılamayacağı, ancak davalı ... ve ...’in yüklenicinin payını devrettiği dava dışı İdris Bayır isimli kişiden hisseleri devraldıklarından TMK’nın 2., 3 ve 1023. maddesinin bu iki davalının lehine oluştuğu belirtilmiştir. Yüklenici sözleşmeye göre özgülenen payı dava dışı İdris Bayır’a 24.10.1994 tarihinde devretmiş, hisseler davalı ... ve ... tarafından 10.06.1996 tarihinde devralınmıştır. Bu iki davalının henüz inşaat aşamasındaki binadan sözleşmeye göre özgülenen bağımsız bölümü almak amacıyla pay aldığı olayları gelişim sürecinden açıkça anlaşılmaktadır. Yarım bırakılan bu inşaatla ilgili olarak çok basit bir incelemeyle dahi arsanın yükleniciye ait olmadığı anlaşılabilecek durumdadır. Zira henüz tamamlanmamış inşaatta pay satın alan bir kimsenin, inşaatı görmemesi, gerçek malikin ve satan kişinin kim olduğunu bilmemesi mümkün değildir. Eş söyleyişle bu iki davalı, araya dava dışı üçüncü kişi girse dahi alıcının, arsanın gerçekte yükleniciye ait olmadığını, kat karşılığı ona bu payın verildiğini, yüklenicinin edimini yerine getirmemesi hâlinde kendisine bırakılan bağımsız bölümler ve arsa paylarında hakkının doğmayacağını bilmekte ve bilebilecek durumda olduklarından arsa maliki tarafından avans olarak verilen arsa payının iptal edileceği riskini göze alarak tapuyu devralmaktadır. Hakkında iyiniyet iddiası ileri sürülemeyeceği gibi TMK’nın 1023.maddesinin de uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Sözleşme yüklenicinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle geriye etkili olarak feshedildiğinden, mahkemece davalılar ... ve ..."e ait 4/120"er tapu paylarının da iptaline karar verilmesi gerekmektedir.

IV. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Makaleler | Avukat Uğur Azap Antalya Hukuk Ofisi

Toplam 699 konu bulundu
  • Devlete karşı savaşa tahrikMadde 304- (1) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Mülga ikinci cümle: 29/6/2005 – 5377/37 md.)(2) Bu madde uygulamasında, Türkiye... +Devamını oku
  • Yaralama Suçları ve Cezaları: Türk Ceza Hukukuna Göre Detaylı İncelemeYaralama suçları, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında bireylerin vücut bütünlüğünü koruma altına alan önemli suç tiplerinden biridir. Bu suçlar, failin mağdura fiziksel zarar vermesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Türk hukuk sisteminde, yaralama suçları basit ve nitelikli olmak üzere iki ana kategoride ele alınmaktadır. İşte TCK'... +Devamını oku
  • Hürriyete Karşı SuçlarTehditTCK Madde 106(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan 44 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “altı aydan iki” ibaresi “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiştir. 45 18/6/2014 tarihli ve... +Devamını oku
  • Mala zarar vermeMadde 151(1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) (Mülga:9/7/2021-7332/17 md.) Mala zarar vermenin nitelikli halleriMadde 152- (1) Mala zarar verme suçunun;a) Kamu kurum ve... +Devamını oku
  • Aile Düzenine Karşı SuçlarKötü muameleMadde 232- (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini... +Devamını oku
  • Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi Madde 280- (1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti... +Devamını oku
  • Meşru Müdafaa Nedir ve Türk Ceza Hukukundaki Cezai Sonuçları Nelerdir?1. Meşru Müdafaa Nedir?Meşru müdafaa, bir kişinin kendisini veya başkasını haksız bir súldırıya karşı savunmasını ifade eden hukuki bir kavramdır. Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre, meşru müdafaa halinde işlenmiş bir fiil cezalandırılmaz. Burada esas olan, súldırının haksız ve ani olmasıdır.2. Meşru Müdafaanın Hukuki DayanağıTCK'... +Devamını oku
  • Çocukların cinsel istismarıTCK Madde 103(Değişik: 18/6/2014-6545/59 md.)(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md... +Devamını oku
  • Metamfetamin Cezası için Ceza kanunu Madde 191' e bakmamız gerekmektedir.Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı Ceza kanunu Madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı Ceza kanunu Madde kullanmakCeza kanunu Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.) (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı Ceza kanunu Madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da... +Devamını oku
  • Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesiCeza kanunu Madde 98- (1) Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) Yardım veya bildirim... +Devamını oku
  • Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan TicaretiGöçmen kaçakçılığıCeza kanunu Madde 79- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,Kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para... +Devamını oku
  • Askerî yasak bölgelere girmeMadde 332- (1) Devletin askerî yararı gereği girilmesi yasaklanmış olan yerlere, gizlice veya hile ile girenlere iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, savaş zamanında işlenirse faile üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanmaMadde 219- (1) İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve Devlet kanunlarını ve hükümet icraatını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır veya bunlardan birine hükmolunabilir.(2) Yukarıdaki fıkrada gösterilen kimselerden biri... +Devamını oku
  • Suç için anlaşmaMadde 316- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere iki veya daha fazla kişi, maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşırlarsa, suçların ağırlık derecesine göre üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Amaçlanan suç işlenmeden veya anlaşma dolayısıyla soruşturmaya başlanmadan önce bu... +Devamını oku
  • İşkence ve EziyetEziyetCeza kanunu Madde 96- (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/5 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin;a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini... +Devamını oku
  • Mühürde sahtecilik Madde 202- (1) Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Başbakanlık tarafından kullanılan mührü sahte olarak üreten veya kullanan kişi, iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kamu kurum ve kuruluşlarınca veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan onaylayıcı veya belgeleyici mührü sahte olarak üreten veya... +Devamını oku
  • Kaçmaya imkan sağlamaMadde 294- (1) Gözaltına alınanın veya tutuklunun kaçmasını sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Hükümlünün kaçmasını sağlayan kişi, çekilecek olan hapis cezasının süresine göre iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, hükümlünün cezası;a) Müebbet hapis cezası ise, beş yıldan sekiz yıla,b) Ağırlaştırılmış müebbet... +Devamını oku
  • Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşmaMadde 307- (1) Devletin silahlı kuvvetlerine ait olan veya hizmetine verilmiş bulunan kara, deniz ve hava ulaşım araçlarını, yolları, müesseseleri, depoları ve diğer askerî tesisleri, bunlar henüz tamamlanmamış bulunsalar bile, kısmen veya tamamen tahrip eden veya geçici bir süre için olsa bile kullanılmayacak hale getiren... +Devamını oku
  • Resmen teslim olunan mala elkonulması ve bozulmasıMadde 290- (1) Hükmen hak sahiplerine teslim edilen taşınmaz mallara tekrar elkoyan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Muhafaza edilmek üzere başkasına resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan taşınır malın bu kişinin elinden rızası dışında alınması halinde hırsızlık, cebren alınması... +Devamını oku
  • İKİNCİ BÖLÜMGörevMADDE 3(1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlıkMADDE 4(1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler
  • Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüsMadde 277- (Değişik: 2/7/2012-6352/90md.)(1) Görülmekte olan bir davada (…) gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, davanın taraflarından birinin, (…)99 sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için... +Devamını oku
  • Kamu Güvenine Karşı SuçlarParada sahtecilikMadde 197- (1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile... +Devamını oku
  • Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlâliTerkCeza kanunu Madde 97- (1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse,... +Devamını oku
  • Ses veya görüntülerin kayda alınmasıMadde 286- (1) Soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Kamu Güvenine Karşı SuçlarParada sahtecilikMadde 197- (1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile... +Devamını oku
  • Gizli kalması gereken bilgileri açıklamaMadde 330- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklayan kimseye müebbet hapis cezası verilir.(2) Fiil, savaş zamanında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı... +Devamını oku
  • Hakaret Suçu: TCK m.125 Kapsamında Hukuki ve Cezai DeğerlendirmeTürk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi, kişilerin şeref, haysiyet ve saygınlıklarının korunması amacıyla düzenlenmiş olan hakaret suçunu kapsamaktadır. Bu maddeye göre, “bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle kişilik haklarına saldıran kişi” hakaret... +Devamını oku
  • Suçta Tekerrür ve Mükerrir Olma Durumu: Türk Ceza Hukuku Açısından Akademik Bir İncelemeGirişCeza hukuku sistemlerinde suçlunun yeniden suç işlemesini önlemek ve toplumu korumak adına çeşitli önleyici mekanizmalar geliştirilmiştir. Bu mekanizmalardan biri de “tekerrür” kurumudur. Tekerrür, bir kimsenin daha önce işlemiş olduğu suçtan dolayı kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmasına rağmen tekrar... +Devamını oku
  • Malvarlığına Karşı SuçlarNitelikli yağma Madde 149(1) Yağma suçunun;a) Silahla,b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,f) Var olan veya var... +Devamını oku
  • Türk Ceza Kanunu’nda Cinsel Saldırı Suçu (TCK m. 102) Kapsamında Ceza Sorumluluğu: Normatif ve Uygulamalı Bir DeğerlendirmeTürk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi, cinsel saldırı suçunu düzenleyerek bireylerin cinsel dokunulmazlıklarını koruma altına almayı amaçlamaktadır. Cinsel saldırı, failin mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal ederek onun cinsel özgürlüğüne karşı gerçekleştirdiği fiillerle oluşur... +Devamını oku
  • Ceza Hukukuna Hangi Avukatlar Hizmet Eder? Ceza Avukatlarının Görevleri Nelerdir ?1. Ceza Hukuku ve Ceza AvukatlarıCeza hukuku, toplum düzenini korumak amacıyla oluşturulmuş bir hukuk dalıdır. Ceza hukuku, suç ve cezaların belirlenmesini, suç işleyen kişilerin nasıl yargılanacağını ve hangi yaptırımlara tabi tutulacağını düzenler. Ceza davalarında hukuki destek sağlamak için ceza avukatlarına... +Devamını oku
  • Cebir TCK Madde 108(1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK Madde 109(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden... +Devamını oku
  • Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyanMadde 313- (1) Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanı idare eden kişi, ağırlaştırılmış... +Devamını oku

Pages